Mesleğe adım attığımda henüz 17 yaşındaydım; yolun başında bir gazeteci adayı olarak heyecan ve merakla doluydum.
O gün bana kapılarını sonuna kadar açan, bilgi ve deneyimlerini hiçbir karşılık beklemeden paylaşan, mesleğin inceliklerini sabırla öğreten değerli isimler oldu.
Bugünlere gelmemde büyük pay sahibi olan duayen usta gazeteciler; sevgili merhum Yılmaz Yaman, Bedri Erel ve Cumhuriyet’ten Nihat Can’a gönülden minnettarım. Işıklar içinde uyusunlar, ruhları şad olsun…
Zaman ne çabuk geçti… Dönüp baktığımda hafızamda en çok kalan; gecesi gündüzü olmayan mesailer, sokaklar, caddeler, yağmurda, soğukta, sıcakta habere yetişme telaşı…
Bazen bir manşet, bazen tek bir fotoğraf için verilen emekler… Gazetecilik, çoğu zaman görünmeyen ama hep hissedilen bir sorumluluktu.
Ancak mesleğimizin yolu her zaman kolay olmadı. Son yıllarda, yerel televizyonların kapandığını, binlerce gazetecinin işsiz kaldığını gördük.
Radyolar kapanma aşamasına geldi, birçok gazete ekonomik sebeplerle yazılı matbu yayını durdurup sadece internet üzerinden haberciliğe geçmek zorunda kaldı.
Tüm bu değişimler, gazeteciliğin zorlu koşullarını daha da görünür kıldı. Meslektaşlarımızın emekleri, dijital dönüşüm ve mali krizlerle sürekli test ediliyor.
Buna rağmen gazetecilik, her zaman vicdanın, sorumluluğun ve kamuya karşı olan borcun simgesi oldu.
Bir gazeteci için Basın Onur Ödülü, sadece geçirilen yılların değil; kalemle kurulan vicdanın, kamuoyuna karşı duyulan sorumluluğun ve mesleğe duyulan saygının bir karşılığıdır.
Bu ödül, yılların emeği, sabrı ve meslek aşkının simgesidir.
Bu anlamlı ödül vesilesiyle, şahsım olarak Sayın Karadeniz Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık ve eşi Sayın Neriman Posbıyık’a teşekkür ediyor, şükranlarımı sunuyorum.
Böyle değerli bir takdir, mesleğe olan inancımı ve heyecanımı her zaman canlı tutuyor.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde, tüm meslektaşlarımı saygı, sevgi ve özveriyle selamlıyorum.
Zorluklar ne kadar artarsa artsın, bizler kalemimiz, vicdanımız ve haber tutkumuz ile yolumuza devam edeceğiz.

