Danıştay’dan Erdemir’e “tehlikeli atık” tescili

Danıştay 4. Dairesi, Zonguldak İdare Mahkemesi’nin kararını onaylayarak OYAK yönetimindeki Erdemir’in çelikhane cüruf atıklarını “tehlikeli atık” olarak kesinleştirdi. 8 yıl süren köy mücadelesi, çevre ve halk sağlığı için önemli kararla sonuçlandı. Batı Karadeniz Çevre Gönüllüleri Platformu’ndan yapılan açıklamada, “Bu karar, sulak alanların korunması açısından önemli bir kazanım olmuş; tehlikeli atıkların doğal ortamlara dökülmesini önlemiştir” denildi.

Danıştay 4. Dairesi, 21 Ocak 2026 tarihli kararıyla Zonguldak İdare Mahkemesi’nin kararını yerinde bularak, Erdemir’den kaynaklanan çelikhane cüruflarını “tehlikeli atık” statüsünde kabul etti. Batı Karadeniz Çevre Gönüllüleri Platformu tarafından yapılan açıklamada, Karadeniz Ereğli, Alaplı ve Akçakoca köylerinin 8 yıl süren mücadelesinin sonuç verdiği belirtilerek, Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları’nın (Erdemir) 1965’teki kuruluşundan 2018’e kadar üretim sırasında oluşan cüruf atıklarını Karadeniz’i doldurmak amacıyla kullandığı hatırlatıldı.

Bu dolgu faaliyetinin fabrikanın kuruluş dönemindeki arazi büyüklüğü kadar yeni alan kazandırdığı ancak çevresel etkileri nedeniyle uzun yıllar tartışma konusu olduğu aktarılan metinde, Denizcilik Bakanlığı’nın sınır değerlerin aşıldığını tespit ederek dolgu işlemini durdurduğu ve bunun şirketin atık yönetim yönteminde değişikliğe yol açtığı ifade edildi. Bakanlık yasağının ardından Erdemir’in, cüruf dağlarını eritmek amacıyla atıkları Karadeniz Ereğli, Alaplı ve Akçakoca’da tarım alanları, sulak bölgeler, ormanlık sahalar ve Karadeniz’e yakın noktalarda kırma-eleme ve depolama yapmak üzere ÇED izni alan özel firmalar aracılığıyla yaşam alanlarına taşımaya başladığı kaydedildi.

Bu uygulamanın ağır metal sızması yoluyla toprak ve su kirliliği riskini artırdığı ve bölgedeki ekosistemi baskı altına aldığı vurgulandı. Karadeniz Ereğli, Alaplı ve Akçakoca’daki köylerde cüruf tesislerine karşı çevre gönüllüleri ile yöre halkının güçlü tepki gösterdiği, 2018’den itibaren protestolar düzenlendiği ve çok sayıda dava açıldığı bildirildi. Mücadelenin tarım arazileri, sulak alanlar ve ormanlık bölgelerin korunması amacıyla başlatıldığı, yol kapatma eylemleri, imza kampanyaları ve basın açıklamalarıyla kamuoyunun dikkatinin çekildiği aktarıldı.

Bölge halkının, cüruf atıklarının ağır metal içerdiğini ve tehlikeli atık statüsünde değerlendirilmesi gerektiğini savunarak uzun soluklu bir hukuk süreci yürüttüğü belirtildi. Davalar sürecinde Zonguldak İl Çevre Müdürlüğü’nün şirketlerle birlikte hareket ettiği, Zonguldak Valiliği ile Çevre İl Müdürlüğü’nün köyler ve çevre gönüllülerinin açtığı davalarda karşı tarafta yer aldığı ifade edildi.

Valiliğin mahkeme kararlarını istinaf ve Danıştay’a taşıyarak şirket lehine bir tutum izlediği, buna rağmen köylerin hukuk mücadelesinden geri adım atmadığı aktarıldı. Açıklamada, mahkeme harçları ve keşif giderlerinin yerel halk açısından ciddi bir yük oluşturduğu, gönüllü avukatlar Mine Yılmaz ve Yakup Okumuşoğlu’nun üstlendiği davalarda yaklaşık bugünkü değerle 1 milyona yakın yargılama giderinin köylüler tarafından imece usulüyle karşılandığı bilgisine yer verildi. “Bu karar, sulak alanların korunması açısından önemli bir kazanım olmuş; tehlikeli atıkların doğal ortamlara dökülmesini önlemiştir” denildi. 

Kılıçlar ve Beyza AŞ atık tesisi davalarında bilirkişilerin cüruf numunelerini TÜBİTAK’a gönderdiği, analizler sonucunda Erdemir’in özel şirketlere sevk ettiği çelikhane cürufunun tehlikeli atık sınıfında değerlendirilmesi gerektiğinin raporlandığı bildirildi. Raporlarda manganez, krom, arsenik, kurşun ve nikel gibi ağır metallerin sızma riskine dikkat çekildiği ve atıkların kontrollü bertaraf edilmesinin zorunlu olduğunun altının çizildiği aktarıldı. Zonguldak İdare Mahkemesi’nin Kılıçlar firması için verilen “ÇED’e gerek yoktur” kararını iptal ettiği, istinafın bu kararı onadığı, ardından dosyanın Danıştay’a taşındığı belirtildi.

Danıştay’ın bozma kararı üzerine yeniden keşif yapıldığı, yerel mahkemenin tekrar iptal kararı verdiği ve son olarak Danıştay 4. Dairesi’nin Zonguldak İdare Mahkemesi kararını onadığı (Esas: 2025/4956, Karar: 2026/231) bildirildi. Açıklamada, “Bu karar ile birlikte Ereğli Demir ve Çelik Fabrikaları’nın çelikhane cüruf atıkları tehlikeli atık olarak tescillenmiştir” ifadesine yer verildi. Türkiye’nin büyük sanayi kuruluşlarından biri olan ve hükümete yakınlığıyla bilinen OYAK yönetimindeki Erdemir’in atıklarının yargı kararıyla tehlikeli atık statüsünde değerlendirilmesinin çevre mücadelesi açısından dönüm noktası olduğu savunuldu.

Kararın ardından şirketin cüruf atıklarını kendi bünyesinde işleme yönünde adım attığı, Pilot Ölçekli Dikey Vibrasyonlu Briket Tesisi kurarak briket üretimi ve çimento fabrikası entegrasyonu ile atıkları dönüştürmeye başladığı aktarıldı. Alaplı ile Karadeniz Ereğli arasında oluşan cüruf dağının ortadan kaldırılmasına yönelik sürecin başlatıldığı ancak bazı raporlara göre mahkeme kararlarına rağmen cüruf birikimlerinin yeniden ortaya çıktığı ve kaldırma çalışmalarının hukuki engeller nedeniyle yavaş ilerlediği ifade edildi.

Cürufun demir-çelik üretiminin yan ürünü olduğu, yüksek alkali yapısı ve içerdiği manganez, krom, arsenik, kurşun, nikel ve vanadyum nedeniyle tehlikeli atık niteliği taşıdığı aktarıldı. Ağır metal sızması sonucu toprak ve su kirliliği, toz yayılımı nedeniyle solunum ve nörolojik sağlık sorunları ile ekosistem tahribatının söz konusu olduğu, TÜBİTAK raporlarında uzun vadeli birikim ve toksisite riskine güçlü vurgu yapıldığı bildirildi. Açıklamada, tarım, mera, orman ve sulak alanlara yönelik tehlikeli atık yayılımının yargı kararları sayesinde sınırlandığı ancak tesis içindeki birikimlerin Karadeniz açısından risk oluşturmaya devam ettiği değerlendirmesi paylaşıldı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SON GİRİLEN İÇERİKLER