Zonguldak’ta kamu çalışanlarına yönelik sendikal baskı iddiaları gündemdeki yerini korurken, Türk Tarım Orman-Sen Zonguldak Şube Başkanı Mithat Bülent Bağcı’dan dikkat çeken bir açıklama geldi. Bazı kamu yöneticilerinin çalışanların sendikal tercihine müdahale ettiği yönündeki şikayetlerin arttığını belirten Bağcı, bu iddiaların hem hukuki hem de toplumsal açıdan ciddi sonuçlar doğurabileceğine işaret etti.
Türk Tarım Orman-Sen Zonguldak Şube Başkanı Mithat Bülent Bağcı, son günlerde kamu çalışanlarına yönelik sendikal baskı iddialarına ilişkin kapsamlı bir açıklama yaptı. Zonguldak genelinde bazı kamu yöneticilerinin çalışanları sendikal tercihlerinde değişikliğe zorladığı yönünde ciddi ve yoğun şikayetler aldıklarını belirten Bağcı, bu iddiaların son derece hassasiyetle ele alındığını ifade etti.
Sendikal tercih özgürlüğünün anayasal bir hak olduğunun altını çizen Bağcı, hiçbir kamu görevlisinin çalışanların iradesine müdahale etme yetkisinin bulunmadığını söyledi. Bu tür girişimlerin sadece bireysel özgürlükleri ihlal etmekle kalmadığını, aynı zamanda devlet ciddiyetine ve kamu düzenine zarar verdiğini vurguladı.
Türkiye’nin içinden geçtiği kritik sürece de dikkat çeken Bağcı, şunları söyledi:
“Bugün sadece yerel değil, bölgesel gelişmelerin de etkisiyle oldukça hassas bir süreçten geçiyoruz. Ekonomik dalgalanmalar, sınırlarımızın ötesinde yaşanan gelişmeler ve artan güvenlik riskleri toplumda zaten ciddi bir tedirginlik oluşturmuş durumda. Böyle bir atmosferde kamu kurumlarımızda yaşanacak en küçük gerilim dahi zincirleme etki yaratır, çalışma barışını bozar ve doğrudan toplumsal huzura zarar verir. Bizim bu süreçte en büyük sorumluluğumuz, birlik ve beraberliği korumak, devlet ciddiyetine yakışır şekilde hareket etmektir. Hiç kimsenin bireysel tutumlarıyla bu dengeyi bozmasına göz yumulamaz.
Sendikal faaliyetler de bu sorumluluk bilinciyle yürütülmek zorundadır. Sendika, ayrıştıran değil birleştiren bir yapıdır. Kamu çalışanlarımızın özgür iradesine yapılacak her türlü baskı, sadece bir sendikal mesele değildir; bu, doğrudan doğruya toplumsal bütünlüğe zarar veren bir yaklaşımdır. Biz her zaman açık bir duruş sergiledik; devletimizin, milletimizin ve çalışanlarımızın yanındayız. Bu bizim için konjonktürel bir tercih ya da söylem değil, duruşumuzun ve karakterimizin bir yansımasıdır. Bu çizgiden de asla geri adım atmayacağız.”
Kamu yöneticilerine de açık ve net bir çağrıda bulunan Bağcı, görev ve yetkilerin kişisel tasarruf alanı değil, tamamen hukukun çizdiği sınırlar içerisinde kullanılması gerektiğini vurguladı. Devlet ciddiyetiyle bağdaşmayan hiçbir uygulamanın kabul edilemeyeceğini belirten Bağcı, kamu çalışanlarına yönelik baskı ve yönlendirme iddialarının üstünün örtülmeden, şeffaf ve titiz bir şekilde incelenmesi gerektiğini ifade etti. Bu tür iddiaların görmezden gelinmesinin yeni mağduriyetlere kapı aralayacağını dile getiren Bağcı, sorumluluğu bulunan kişi ya da kişiler hakkında mevzuat çerçevesinde gerekli idari ve hukuki işlemlerin gecikmeksizin yapılmasının hem adalet duygusunun korunması hem de kamuya olan güvenin sarsılmaması açısından büyük önem taşıdığını kaydetti.
Açıklamasının sonunda sert ve dikkat çekici mesajlar veren Bağcı, kamu düzenini hedef alan hiçbir girişimin karşılıksız kalmayacağını güçlü ifadelerle vurguladı. Devlet yapısını zedelemeye, çalışma barışını bozmaya ve kamu çalışanlarının iradesini baskı altına almaya yönelik her türlü girişimin yakından takip edildiğini belirten Bağcı, bu tür adımların er ya da geç hukuki ve idari karşılığını bulacağını ifade etti. “Kimin neye hizmet ettiğini, hangi niyetle hareket ettiğini çok iyi biliriz” diyen Bağcı, sürecin sabırla ve dikkatle izlendiğini, zamanı geldiğinde ise gerekli tüm adımların kararlılıkla atılacağını dile getirdi. Bağcı, “Hiç kimse kendisini hukukun üstünde görmemelidir. Gereken cevabı, en açık, en net ve en güçlü şekilde vermekten geri durmayacağız” ifadelerini kullandı.

