Kar yağışı, şehirlerin üstünü kısa sürede beyaza bürürken, yolları da aynı hızla görünmez tehlikelerle dolduruyor.
Her kış benzer manzaralarla karşılaşıyoruz: Kayganlaşan yollar, kapanan güzergahlar, yolda kalan araçlar ve artan trafik kazaları.
Oysa kar, bir felaket değil; asıl sorun, ona ne kadar hazırlıklı olduğumuz.
Meteorolojik uyarılar artık günler öncesinden yapılıyor. Hangi bölgede ne kadar kar yağacağı, sıcaklıkların kaç dereceye düşeceği, buzlanmanın hangi saatlerde etkili olacağı biliniyor.
Buna rağmen hala zincirsiz, kış lastiksiz ve hazırlıksız şekilde trafiğe çıkan sürücülerle karşılaşıyoruz. “Bir şey olmaz” düşüncesi ise kış aylarında en pahalı yanılgı olarak karşımıza çıkıyor.
Karlı ve buzlu zeminlerde hız, sadece bir rakam değildir; doğrudan hayatla bağlantılı bir tercihtir. Normal şartlarda güvenli sayılabilecek bir hız, kış koşullarında ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.
Fren mesafesi uzuyor, direksiyon hakimiyeti azalıyor ve en küçük refleks hatası zincirleme kazalara dönüşebiliyor. Özellikle virajlı yollar, rampalar ve köprüler, sürücüler için ciddi risk noktaları haline geliyor.
En sık yapılan hataların başında, kış lastiğini bir zorunluluk değil, seçenek olarak görmek geliyor.
Oysa kış lastiği; çekişi artırarak savrulmayı önler, fren mesafesini kısaltır ve sürücünün araca hakimiyetini artırır.
Zincir bulundurmamak ya da gerektiğinde kullanmamak ise yalnızca sürücüyü değil, aynı yolu paylaşan onlarca kişiyi mağdur edebiliyor.
Tek bir zincirsiz araç, kilometrelerce yolun kapanmasına neden olabiliyor.
Sorunun bir diğer boyutu da toplumsal alışkanlıklarımız. Kar yağdığında herkes bir an önce yoluna devam etmek istiyor. Sabır azalıyor, risk artıyor.
Oysa kış şartlarında acele etmek, varılacak yere daha erken ulaştırmıyor; aksine çoğu zaman yolculuğu yarım bırakıyor.
Direksiyon başında geçirilen birkaç dakikalık sabır, bazen bir ömürlük pişmanlığın önüne geçiyor.
Elbette sorumluluk yalnızca sürücülerde değil. Denetimlerin yeterli olmadığı, kuralların tavsiye gibi algılandığı her noktada sorun büyüyor.
Zincir kontrol noktalarının etkin kullanılması, ağır vasıtaların uygun şartlar oluşmadan yola çıkmasına izin verilmemesi ve sürücülerin anlık olarak bilgilendirilmesi hayati önem taşıyor.
Alınacak önlemler, yaşanacak kazalardan çok daha düşük maliyetlidir.
Kar yağışı doğanın bir gerçeği, trafik ise insanın sorumluluğudur. Bu ikisi buluştuğunda ortaya çıkacak sonucu belirleyen şey, bilinçtir.
Direksiyon başına geçen herkesin şunu unutmaması gerekir: Trafikte yapılan her hata, sadece bir istatistik değil, bir hayatın hikayesidir.
Kar yağdıysa yol artık eskisi gibi değildir. Daha yavaştır, daha zordur ve daha fazla dikkat ister.
Çünkü kış şartlarında en güvenli sürücü, en hızlı olan değil; en tedbirli olandır.
Geçtiğimiz kış, yalnızca zinciri olmadığı için bir rampada kalan tek bir araç, onlarca sürücüyü saatlerce yolda bekletti.
Ambulans ilerleyemedi, yol kapanınca ekipler müdahale etmekte zorlandı.
O araçtaki ihmal, sadece bir sürücünün değil, o yolu kullanan herkesin hayatını etkiledi.
İşte kış trafiğinin özeti tam da budur: Küçük görülen bir eksiklik, büyük sonuçlar doğurur. Kar lastiği takmamak, hızı düşürmemek ya da “bir an önce varayım” düşüncesi; bazen bir yolculuğu, bazen de bir hayatı yarım bırakır.
Bu yüzden kar yağdığında mesele yalnızca direksiyon çevirmek değildir. Mesele, sorumluluk almaktır. Çünkü karlı yollarda en güvenli karar, çoğu zaman gazdan ayağı çekmektir.

