Ramazan’da dayanışma enflasyonla sınanıyor

Ramazan ayına sayılı günler kala çarşıda, pazarda, market raflarında tanıdık bir hareketlilik başladı. Belediyeler, dernekler, vakıflar ve hayırsever vatandaşlar ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere yardım kolileri hazırlama telaşında.

Ancak bu yıl bir fark var: Ramazan kolilerinin fiyat etiketleri, yardım etmek isteyenlerin de bütçesini zorluyor.

Geçtiğimiz yıllarda temel gıda ürünlerinden oluşan bir yardım kolisi; un, yağ, şeker, pirinç, makarna, bulgur, bakliyat ve birkaç konserve ürünüyle makul fiyatlara hazırlanabiliyordu.

Bugün ise aynı ürünleri içeren bir kolinin maliyeti neredeyse ikiye, bazı kalemlerde üçe katlanmış durumda. Ayçiçek yağı, kırmızı mercimek, nohut, çay ve şeker gibi en temel ihtiyaç maddelerindeki artış, kolinin toplam bedelini ciddi biçimde yukarı çekiyor.

Bu tablo, yalnızca rakamlardan ibaret değil. Asıl mesele, artan fiyatlarla birlikte daralan alım gücü.

Sabit gelirli bir çalışan, emekli ya da küçük esnaf kendi mutfağını doldurmakta zorlanırken bir de başkası için koli hazırlamak istediğinde bütçesini yeniden hesaplamak zorunda kalıyor.

Yardım etmek isteyenin de ekonomik sıkıntı yaşadığı bir dönemdeyiz. Bu durum, dayanışma duygusunun zayıfladığını değil; ekonomik gerçeklerin herkesi etkilediğini gösteriyor.

Öte yandan ihtiyaç sahiplerinin sayısında azalma yok, aksine artış var. Özellikle büyük şehirlerde kira fiyatları, faturalar ve temel tüketim giderleri birçok haneyi kırılgan hale getirmiş durumda.

Ramazan kolileri, bazı aileler için bir ay boyunca mutfakta nefes alma imkanı anlamına geliyor.

Dolayısıyla yardımın önemi artarken, yardımın maliyeti de artıyor. Bu çelişki, Ramazan’ın manevi iklimiyle ekonomik şartların sert yüzünü karşı karşıya getiriyor.

Marketler ve kurumlar tarafından hazırlanan “standart Ramazan kolileri” ise ayrı bir tartışma konusu. İçeriklerin gramajı küçülürken fiyatların yükselmesi, “aynı paraya daha az ürün” gerçeğini ortaya koyuyor.

Bazı hayırseverler bu nedenle hazır koliler yerine doğrudan nakdi yardım yapmayı tercih ediyor. Çünkü ihtiyaç sahibi aile, kendi önceliğine göre harcama yapabilsin istiyor.

Kimisi için öncelik gıda değil, biriken elektrik faturası ya da çocukların okul masrafı olabiliyor.

Tüm bu tabloya rağmen Ramazan, paylaşma kültürünün en güçlü şekilde hissedildiği dönem olmaya devam ediyor. Belki bu yıl koliler daha küçük olacak, belki eskisi kadar çeşitli ürün konulamayacak.

Ancak yardımın değeri, içindeki ürün sayısından çok niyetinde gizli. Bazen bir koli yerine iki aile birleşip tek bir aileye destek oluyor; bazen küçük bir katkı büyük bir boşluğu dolduruyor.

Ekonomik şartlar zor olabilir. Enflasyon rakamları, hayat pahalılığı ve belirsizlikler moralleri bozabilir. Fakat Ramazan’ın bize hatırlattığı bir gerçek var: Dayanışma sadece bolluk zamanlarının lüksü değildir.

Asıl anlamını, darlık zamanlarında bulur. İmkânların sınırlı olduğu bir dönemde uzatılan el, belki de en kıymetli olandır.

Bu Ramazan’da belki en büyük soru şu: Fiyatlar mı dayanışmayı belirleyecek, yoksa dayanışma mı fiyatların önüne geçecek?

Cevap, her birimizin vicdanında ve imkanı ölçüsünde atacağı adımda saklı. Çünkü bazen bereket, hesap kitap tablolarında değil; paylaşılan bir lokmada gizlidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

SON GİRİLEN İÇERİKLER